top of page

NEDEN ARTIK SADECE OLMAK İYİ HİSSETTİRMİYOR?

  • Yazarın fotoğrafı: Orkun Terzi
    Orkun Terzi
  • 7 saat önce
  • 2 dakikada okunur

Kapitalizmin Gölgesinde FOMO’yu Psikodinamik Bakış Açısıyla Anlamak


Günümüzün modern huzursuzluklarından biri olan FOMO kavramını duymayan kalmamıştır sanırım. FOMO, açılımıyla Fear of Missing Out — yani bir şeyleri kaçırma korkusu — çoğunlukla geri kalma, yetişememe, fırsatları ıskalama düşünceleriyle tetiklenen eksik ve yetersiz hissetme halini tanımlar.


Bu kavramın 2000’li yılların başında kavramsallaştırılmış olması tesadüf değildir. Hızlanan yaşam temposu, tüketimin artışı, bireysel görünürlüğün çoğalması ve sosyal medyanın hayatlarımızın merkezine yerleşmesi… Tüm bunlar, FOMO’nun zeminini hazırlayan kültürel koşullardır.

İçinde Bulunduğumuz Çağ FOMO'yu Nasıl Besliyor?

Her gün bizden farklı hayatlar yaşayan, farklı ekonomik, ilişkisel ve kariyer kaynaklarına sahip insanların yaşamlarına sosyal medya aracılığıyla tanıklık ediyoruz. Bu tanıklık çoğu zaman eşitsiz bir karşılaştırma alanı yaratıyor.


Karşılaştırma başladığında içsel bir hareket olur:

“Ben neden orada değilim?”

“Ben neden bunu başaramadım?”

“Ben neden daha azına sahibim?”

İşte bu noktada eksiklik ve yetersizlik duygusu devreye giriyor.


Kapitalist sistem tam da bu duygudan beslenir. Kapitalizm tatmin duygusunu değil, arzuyu canlı tutar. Doyum geçicidir; arzu süreklidir. Sürekli arzulama halinde olmak ise “ben tamamım” hissinden giderek uzaklaşmak anlamına gelir.

Pazarlama araştırmaları da (Alfina & Hartini & Mardhiya, 2023) FOMO yaşayan kişilerin dürtüsel satın alımlara daha yatkın olduğunu göstermektedir. Yani sistem, geride kalmışlık ve eksiklik hissini yalnızca üretmez; aynı zamanda bunu ekonomik bir stratejiye dönüştürür.


Psikodinamik Açıdan FOMO


Çünkü “olmak” - iyi ve kötü-  her yönüyle var olmak demektir.Yapmak görünürdür. Ölçülebilir ve onaylanabilirdir.

Onay, kırılgan benlik için geçici bir düzenleyicidir. Fakat dışarıdan alınan her onay kısa süreli bir rahatlama sağlar ve ardından yeni bir eksiklik duygusu doğabilir.

Belki de bu yüzden artık yalnızca “olmak” iyi hissettirmiyor.

Çünkü olmak, performans üretmez.

Olmak, alkış toplamaz. Ama insan ruhu performansla değil, temasla düzenlenir.


Belki de mesele bir şeyi kaçırıp kaçırmadığımız değil; kendi içimizde hangi eksiklik duygusuyla temas ettiğimizdir. Ruhsal olgunlaşma, her şeye sahip olma yanılsamasından vazgeçebilme kapasitesiyle ilişkilidir. Kaçırılanın her zaman var olacağı gerçeğini kabul etmek; sınırlılığı, sonluluğu ve seçimin beraberinde getirdiği kaybı tolere edebilmek demektir.

Dolayısıyla çıkış, daha fazlasını deneyimlemekten değil; deneyimleyemediklerimizin yasını tutabilme kapasitesinden geçer.Çünkü özne, ancak kaybı düşünebildiği ölçüde arzuyla daha sağlıklı bir ilişki kurabilir.

                                                                                              Klinik Psikolog Ecemnur TERZİ

 
 
 

Yorumlar


Pelen Psikoloji Eğitim ve Danışmanlık Merkezi

©2022, Pelen Psikoloji Eğitim ve Danışmanlık Merkezi. İstanbul Kurtköy, Pendik bölgesinde hizmet vermektedir. Kurtköy Psikolog, Pendik Psikolog, Online Psikolog hizmeti alabilirsiniz

bottom of page