top of page

NEDEN ARTIK SADECE OLMAK İYİ HİSSETTİRMİYOR?

  • Pelen Psikoloji null
  • 4 gün önce
  • 2 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 1 gün önce

Kapitalizmin Gölgesinde FOMO Kavramını Psikodinamik Bakış Açısıyla Anlamak

Günümüzün modern huzursuzluklarından biri olan FOMO kavramını duymayan kalmamıştır sanırım. FOMO, açılımıyla Fear of Missing Out — yani yetişememe/kaçırma korkusu — çoğunlukla geri kalma, yetişememe, fırsatları ıskalama düşünceleriyle tetiklenen eksik ve yetersiz hissetme halini tanımlar.

Bu kavramın 2000’li yılların başında kavramsallaştırılmış olması tesadüf değildir. Hızlanan yaşam temposu, tüketimin artışı, bireysel görünürlüğün çoğalması ve sosyal medyanın hayatlarımızın merkezine yerleşmesi… Tüm bunlar, FOMO’nun zeminini hazırlayan çevresel koşullardır.

İçinde Bulunduğumuz Çağ FOMO'yu Nasıl Besliyor?

Her gün bizden farklı hayatlar yaşayan, farklı ekonomik, ilişkisel ve kariyer kaynaklarına sahip insanların yaşamlarına sosyal medya aracılığıyla tanıklık ediyoruz. Bu tanıklık çoğu zaman eşitsiz bir karşılaştırma alanı yaratıyor.

Karşılaştırma başladığında içsel bir sorgulama başlıyor:

“Ben neden orada değilim?”

“Ben neden bunu başaramadım?”

“Ben neden daha azına sahibim?”

İşte bu noktada eksiklik ve yetersizlik duygusu devreye giriyor.


Kapitalist sistem tam da bu duygudan besleniyor. Kapitalizm tatmin duygusunu değil, arzuyu canlı tutar. Doyum geçicidir; arzu süreklidir. Sürekli arzulama halinde olmak ise “ben tamamım” hissinden giderek uzaklaşmak anlamına gelir.

Mesela pazarlama sektöründe yapılan araştırmalar gösteriyor ki, FOMO yaşayan kişiler daha çok dürtüsel satın alım yapıyor. (Alfina & Hartini & Mardhiya, 2023) Yani sistem, geride kalmışlık ve eksiklik hissini yalnızca üretmiyor; aynı zamanda bunu ekonomik bir stratejiye de dönüştürüyor.


Psikodinamik Açıdan FOMO: Neden Olduğumuz Gibi Var Olmaya Değil de, Ne Kadar İşlevsel Olduğumuza Odaklanırız?

“Olmak” - iyi ve kötü-  her yönüyle var olmak demektir. Yapmak ise eylemdir. Görünür, ölçülebilir ve onaylanabilirdir.

Onay, kırılgan benliklerimiz için geçici bir düzenleyicidir. Fakat dışarıdan alınan her onay kısa süreli bir rahatlama sağlar ve ardından yeni bir eksiklik duygusu doğabilir.

İnsanın olduğu kadarıyla, olduğu şekliyle -eksiklikleri ve yeterlilikleriyle- var olması, performatif bir durum değildir. Kişi sadece öyledir; ve değeri buradan gelir. Halbuki performans ötekine - ötekinin takdirine, hayranlığına, alkışına- yöneliktir. Ama insan ruhu performansla değil, kendine temasla düzenlenir.


Özetle;

Belki de mesele bir şeyi kaçırıp kaçırmadığımız değil; kendi içimizde kendimizle temas edip edemediğimizdir. Ruhsal olgunlaşma, her şeye sahip olma yanılsamasından vazgeçebilme kapasitesiyle ilişkilidir. Her zaman kaçırılacak bir şeylerin var olacağı gerçeğini kabul etmek; sınırlılığı, sonluluğu ve seçimin beraberinde getirdiği kaybı tolere edebilmek demektir.

Dolayısıyla FOMO ile baş etme, daha fazlasını deneyimlemekten değil; deneyimleyemediklerimizin yasını tutabilme kapasitesinden geçer. Çünkü özne, ancak kaybı düşünebildiği ölçüde arzuyla daha sağlıklı bir ilişki kurabilir.

                                                                                              Klinik Psikolog Ecemnur TERZİ


Pelen Psikoloji uzman kadrosuyla Yenişehir Kurtköy Pendik bölgesinde bireysel psikoterapi, online psikoterapi, çift-eş terapisi, ergen terapisi, kurumsal danışmanlık ve psikolojik test hizmetleri vermektedir

 
 
 

Yorumlar


Pelen Psikoloji Eğitim ve Danışmanlık Merkezi

©2022, Pelen Psikoloji Eğitim ve Danışmanlık Merkezi. İstanbul Kurtköy, Pendik bölgesinde hizmet vermektedir. Kurtköy Psikolog, Pendik Psikolog, Online Psikolog hizmeti alabilirsiniz

bottom of page