top of page

Çocukları Şiddetten Korumak İçin Ebeveynler Neler Yapabilir?

  • Pelen Psikoloji null
  • 7 dakika önce
  • 3 dakikada okunur

Geçtiğimiz günlerde ne yazık ki Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’dan peş peşe gelen acı haberlerle sarsıldık. Bu nedenle yazıma, gerçekleşen saldırılarda hayatını kaybeden körpecik çocuklarımıza ve kahraman öğretmenlerimize rahmet; ailelerine, sevenlerine ve onların nezdinde tüm milletimize başsağlığı dileyerek başlamak istiyorum.

Bu olaylar hepimize aynı soruyu yeniden sordurdu: “Çocuklarımızı nasıl koruyabiliriz?”

Elbette çocuklarımızı ya da kendimizi şiddetten tamamen koruyabilmek her zaman mümkün olmayabilir. Çünkü şiddet yalnızca bireysel değil; toplumsal, kültürel ve sistemsel boyutları olan bir mesele. Ancak yine de çocukların şiddeti tanıyabilmesi, sınırlarını fark edebilmesi ve zorlandıklarında güvenle yardım isteyebilmeleri için ebeveynlerin yapabileceği çok kıymetli şeyler var.

Bazen küçük görünen bazı ilişki biçimleri, çocukların kendilerini koruyabilme becerileri üzerinde düşündüğümüzden çok daha büyük etkiler yaratabiliyor.


1) Küçük Yaşta Şiddet Farkındalığı Kazandırmak

Çocuklar dünyayı önce ailelerinin içinden tanımaya başlar. Neyin normal, neyin kabul edilemez olduğunu büyük ölçüde ev ortamındaki ilişkiler üzerinden öğrenirler. Bu nedenle ebeveynlerin birbirleriyle, çocuklarıyla ve çevreleriyle kurduğu ilişki; çocuğun şiddet algısının şekillenmesinde oldukça belirleyicidir.

Ev içerisinde sık sık bağırışmaların yaşanması, küçümseyici sözlerin kullanılması ya da fiziksel müdahalelerin normalleştirilmesi; çocukların bunları olağan ilişki biçimleri gibi algılamasına neden olabilir. Çocuk zamanla gördüğü ilişki dilini içselleştirir ve ilerleyen dönemlerde arkadaşlıklarında ya da kendi ilişkilerinde tekrar edebilir.

Bu yüzden önce yetişkinler olarak bizim şiddetin yalnızca fiziksel olmadığını fark etmemiz gerekir. Aşağılama, tehdit etme, korkutma, değersiz hissettirme ya da sürekli eleştirme de psikolojik şiddetin bir parçasıdır. Çocuklara verebileceğimiz en güçlü eğitimlerden biri, onlara sağlıklı ilişkiyi yaşayarak gösterebilmektir.

2) Şiddet İçeriklerine Maruziyeti Takip Etmek


Şiddet büyük ölçüde öğrenilen bir davranıştır. Bu nedenle çocukların yoğun şekilde şiddet içerikli oyunlara, videolara ya da filmlere maruz kalması; zamanla şiddetin sıradanlaşmasına neden olabilir.

Burada önemli olan yalnızca çocuğun şiddet uygulama ihtimali değildir. Şiddetin normalleşmesi, aynı zamanda çocuğun maruz kaldığı zarar verici davranışları fark etmekte zorlanmasına da yol açabilir. Çocuk bazen aşağılanmayı, korkutulmayı ya da zorbalığı “normal” sanabilir.

Bu nedenle çocukların özellikle dijital ortamda neye maruz kaldığını takip etmek oldukça önemlidir. Ancak bunu yalnızca kontrol eden bir ebeveyn rolüyle değil; konuşabilen, açıklayabilen ve birlikte düşünebilen bir ilişki içinde yapmak çok daha koruyucudur.

3) Zorbalığı Çocuklara Açık Bir Şekilde Anlatmak


Çocukların ve ergenlerin zihni net sınırlara ihtiyaç duyar. Bu yüzden zorbalığın ve psikolojik şiddetin ne olduğunu açık şekilde anlatmak gerekir. Bir arkadaşının sürekli alay etmesi, dışlaması, korkutması, tehdit etmesi ya da fiziksel zarar vermesi kabul edilebilir davranışlar değildir. Aynı şekilde çocuğun kendisinin başka birine bunları yapması da normalleştirilmemelidir.

Çocuklara yalnızca “böyle davranışlar yanlıştır” demek yeterli olmaz; zorlandıklarında ne yapabileceklerini de öğretmek gerekir. Böyle bir durumda öğretmenlerinden, okul rehberlik servisinden ya da ebeveynlerinden yardım isteyebileceklerini bilmeleri önemlidir.

Burada dikkat edilmesi gereken noktalardan biri de çocuklara kendilerini savunmayı öğretirken şiddeti teşvik etmemektir. “O sana vurursa sen de ona vur” yaklaşımı, çocuğun zihninde şiddeti çözüm yöntemi haline getirebilir. Bunun yerine yardım istemenin, sınır koymanın ve destek aramanın güçlü davranışlar olduğu öğretilmelidir.

4) Korkuya Değil Güvene Dayalı Bir İlişki Kurmak

Çocukları ve gençleri en savunmasız bırakan şeylerden biri, ebeveynlerinden korkmalarıdır. Çünkü korku olan yerde çocuk yaşadığı şeyi saklamaya daha yatkın hale gelir. Oysa çocukların en çok ihtiyaç duyduğu şey, koşulsuz kabul görebileceklerini hissettikleri güvenli bir ilişki alanıdır. Çocuğunuz; hata yaptığında, korktuğunda, zorlandığında ya da başına kötü bir şey geldiğinde size gelebileceğinden emin olmalıdır.

Elbette sınır koymak ebeveynliğin önemli bir parçasıdır ve çoğu zaman oldukça zorlayıcı olabilir. Bazen yasaklar ya da cezalar kısa vadede işe yarıyor gibi hissettirebilir. Ancak ilişkinin yalnızca korku ve kontrol üzerinden kurulması, uzun vadede çocuğun sizden uzaklaşmasına neden olabilir.

Çocukların sağlıklı sınırları öğrenebilmesi için en ihtiyaç duydukları şeylerden biri tutarlılıktır. Sürekli değişmeyen, net ama sevgi içeren sınırlar; çocukların kendilerini daha güvende hissetmelerine yardımcı olur. Çocuğun sınırlara yalnızca korktuğu için değil, ilişkiyi ve sizi önemsediği için uyum sağlaması hedeflenmelidir.

5) Günlük Sohbetlerin Gücünü Küçümsememek

Bazen çocukları koruyan en önemli şeylerden biri, her gün kurulan küçük temaslardır. Gün içinde çocuğunuza “Bugün nasıldı?”, “Seni en çok ne mutlu etti?”, “Canını sıkan bir şey oldu mu?” gibi sorular sormak; hem ilişkinizi güçlendirir hem de onun iç dünyasını daha iyi tanıyabilmenize yardımcı olur.

Bazı çocuklar duygularını konuşarak ifade etmekte zorlanabilir. Böyle durumlarda oyunlar, resimler ya da birlikte yapılan aktiviteler iletişim kurmayı kolaylaştırabilir. Özellikle küçük çocuklarda oyun, duyguların dışa vurulmasının en doğal yollarından biridir.

Birlikte resim yapmak, cümle tamamlama oyunları oynamak ya da “Bugün kendini hangi renge benzettin?” gibi sorular sormak; çocukların hem duygularını fark etmelerine hem de ifade edebilmelerine yardımcı olabilir.


Son Olarak…

Elbette hiçbir ebeveyn çocuğunu hayatın tüm zorluklarından tamamen koruyamaz. Ancak çocukların yaşadıkları zorlayıcı durumlar karşısında yalnız hissetmemeleri, korkmadan yardım isteyebilmeleri ve duygularını ifade edebilmeleri; onları çok daha güçlü ve korunaklı hale getirir.

Çocuklar için en büyük koruyucu faktörlerden biri, yargılanmadan konuşabileceklerini bildikleri güvenli bir ilişkidir. Bu nedenle bazen çocuklarımızı korumanın yolu yalnızca onları izlemekten değil; onları gerçekten duymaktan, anlamaktan ve duygularına alan açmaktan geçer.

Çünkü çocuklar çoğu zaman kendilerini en çok, anlaşılmış hissettikleri yerde güvende hissederler.

Klinik Psikolog Ecemnur TERZİ

 
 
 

Yorumlar


Pelen Psikoloji Eğitim ve Danışmanlık Merkezi

©2022, Pelen Psikoloji Eğitim ve Danışmanlık Merkezi. İstanbul Kurtköy, Pendik bölgesinde hizmet vermektedir. Kurtköy Psikolog, Pendik Psikolog, Online Psikolog hizmeti alabilirsiniz

bottom of page