top of page

Ekran Çocukların Beynini Nasıl Değiştiriyor?

  • Pelen Psikoloji null
  • 2 gün önce
  • 3 dakikada okunur

Ekran çocukların beynini nasıl değiştiriyor?

Günümüzde ekranlar, çocukların hayatının vazgeçilmez bir parçası haline geldi. Tabletler, telefonlar ve televizyonlar artık yalnızca birer eğlence aracı değil; aynı zamanda çocukları oyalayan, sakinleştiren ve kimi zaman ödül olarak sunulan araçlara dönüştü. Oysa ki; çocuk beyni, yetişkin beyninden çok daha hassas ve şekillenmeye açıktır. Bu da demek oluyor ki erken yaşlarda maruz kalınan deneyimler, sadece davranışları değil; dikkat süresini, duygusal tepkileri, öğrenme biçimini ve hatta dünyayı algılama şeklini bile etkilebilir. Hızlı akan görüntüler, parlak renkler, sürekli değişen uyaranlar…

Tüm bunlar çocuk beynine yoğun bir uyarım sunar. Bu durum kısa vadede çocuğu meşgul ederken, uzun vadede beynin çalışma biçimini değiştirebilir.


Peki bu değişim nasıl gerçekleşir?

1. Dikkat süresi kısalır.


Sürekli kaydırma (scroll), hızlı akan kısa videolar, parlak ve ani sesli içerik geçişleri, çocuğun beynini kısa süreli dikkat döngülerine ve ayrıca yenilik arayışına alıştırır. Her birkaç saniyede bir değişen içerik, beynin uzun süre tek bir şeye odaklanma becerisini ikinci plana iter. Çünkü ekran, çocuğa sürekli şunu öğretir:


“Sıkıldıysan hemen değiştir.”

Oysa gerçek hayatta öğrenme, dikkat ve gelişim; süreklilik ve sabır gerektirir. Bu alışkanlık zamanla şu sonuçlara yol açabilir;


●       Kitap okumak zor ve yorucu gelmeye başlar

●       Ödev başında kalma süresi kısalır

●       Tek bir oyuna uzun süre odaklanmakta zorlanır

●       Dikkat kolayca dağılır ve başka uyarana kayar


En sık duyulan cümlelerden biri de şudur: Hemen sıkıldım. Aslında burada çocuk gerçekten “sıkılmıyor” olabilir. Daha doğru ifade şu olabilir: Beynim, ekran kadar hızlı uyarılmadığı için bunu ilginç bulmuyor. Kısa ve hızlı içerikler tüketen çocuk için bir hikâyenin yavaş yavaş ilerlemesi ya da bir problemi adım adım çözmek oldukça zorlayıcı hale gelebilir. Bu durum aynı zamanda çocuğun problem çözme becerisini, analitik düşünme kapasitesi gibi süreçlerini de olumsuz etkileyecektir.


2. Sıkılma ortadan kalkar.

Birçok ebeveyn için “çocuğum sıkılmasın” oldukça doğal bir istektir. Ve ekranlar bu ihtiyaca hızlı bir çözüm sunar. Çocuk sıkıldığı anda ekran verilir ve sorun anında ortadan kalkar. Fakat, aslında burada gözden kaçan önemli bir nokta vardır. Sıkılmak, çocuk gelişiminin en değerli süreçlerinden biridir!


Çocuk sıkıldığında:

●       Kendi kendine oyun üretmeye başlar

●       Hayal gücünü kullanır

●       Problem çözmeyi öğrenir

●       İç dünyasıyla temas kurar

Sıkılma, çocuğun zihninin “çalışmaya başladığı” andır. Ancak ekran bu süreci tamamen devre dışı bırakır. Çocuk her sıkıldığında hazır bir uyaranla karşılaşırsa, zamanla şunu öğrenir: Kendi kendime bir şey bulmama gerek yok. Bu da uzun vadede tek başına oyun kurmakta zorlanma, sürekli dış uyaran arama, yaratıcılıkta azalma, içsel motivasyonun zayıflaması gibi durumlara yol açabilir.


3. Duygusal gelişim zayıflar.

Çocuklar duyguları öğrenerek büyür. Bu öğrenme yüz ifadeleri, ses tonu, temas ve etkileşimler üzerinden gerçekleşir.  Bir çocuğun duygusal gelişimi için en önemli şeylerden biri de gerçek insanlarla kurulan gerçek bağlardır. Ekran ise ne yazık ki bu öğrenme sürecini sınırlandırır. Ekrandaki dünya hızlı ve yüzeyseldir. Gerçek hayatta ise duygular çok daha karmaşıktır. Ekran karşısında geçirilen süre arttıkça çocuk;


●       Daha az göz teması kurabilir

●       Duyguları tanımakta zorlanabilir

●       Empati becerisi yeterince gelişmeyebilir

●       Kendi duygularını ifade etmekte zorlanabilir


Özellikle küçük yaşlarda yoğun ekran maruziyeti, çocuğun duygusal kelime dağarcığını da sınırlayabilir. Bu da kendini öfke nöbetleri, içe kapanma ve duygu regülasyonunda güçlük olarak kendini gösterebilir.


Duygusal zekası gelişen çocuklar duygularını bastırmak yerine onları tanıyabilen ve yönetebilen çocuklardır.. Ve bu beceri ekranla değil; insanla, ilişki ve deneyimle gelişebilir.


4. Davranışsal bozulmalar meydana gelir.

Uyku, çocuk gelişiminin en temel yapı taşlarından biridir. Büyüme, öğrenme, hafıza ve duygusal denge büyük ölçüde kaliteli uykuya bağlıdır. Ekran kullanımı ise bu süreci doğrudan etkileyebilir. Ekranlardan yayılan mavi ışık, uyku hormonu olan melatoninin salgılanmasını baskılar. Yani, çocuk için bu henüz uyku zamanı değil anlamına gelir. Zihin hala aktiftir. Dolayısıyla uykuya geçiş zorlanır.


Bir diğer önemli mesele ise çocuğun sık sık “anında ödül almaya” alışmış olmasıdır. Böylelikle;


●       Bir şeyi beklemesi gerektiğinde zorlanabilir

●       İstediği hemen olmayınca öfkeye bağlı vurma, eşyalara zarar verme davranışları gözlemlenebilir

●       Herhangi bir zorluğa karşı direnci azalabilir


Özetle, sessizce ekran izleyen bir çocuk, her zaman “uslu” bir çocuk değildir. Bazen sadece zihni aşırı uyarılmış, kendi kendini düzenlemekte zorlanan bir çocuktur. Ekran, kısa vadede ebeveyn için kolaylık sağlar. Ancak uzun vadede çocuğun dikkatini, duygularını ve davranışlarını sessizce şekillendirebilir.


Ekranlar hayatımızın bir gerçeği. Dolayısıyla onu hayattan tamamen sıfırlamak da uygun olmayacaktır. Çocukların gelişimi için belirleyici olan şey ekrana ne kadar baktıkları değil; ekran dışında ne kadar yaşadıklarıdır.


Çocuklar; oynayarak, sıkılarak, deneyerek, ilişki kurarak öğrenir, büyür.



Klinik Psikolog/Çift Terapisti İrem Marangoz




 
 
 

Yorumlar


Pelen Psikoloji Eğitim ve Danışmanlık Merkezi

©2022, Pelen Psikoloji Eğitim ve Danışmanlık Merkezi. İstanbul Kurtköy, Pendik bölgesinde hizmet vermektedir. Kurtköy Psikolog, Pendik Psikolog, Online Psikolog hizmeti alabilirsiniz

bottom of page