top of page

Korkunun İçinden Geçen Kadınlar: Cesaretin Psikodinamiği

  • Pelen Psikoloji null
  • 3 gün önce
  • 3 dakikada okunur

Cesaret çoğu zaman korkusuzlukla karıştırılır. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında cesaret, korkunun yokluğu değil; korkuya rağmen hareket edebilme kapasitesidir. İnsan zihni güvenliği korumaya programlıdır. Alışılmışın dışına çıkmak, sınırları zorlamak ve toplumsal düzeni sorgulamak çoğu zaman kaygı yaratır. Bu nedenle cesaret, bireysel bir özellik olmanın ötesinde, içsel çatışmaların nasıl yönetildiğiyle ilgili bir süreçtir.

Tarih boyunca bazı kadınlar tam da bu noktada belirleyici bir rol oynamıştır. Toplumsal normların dar kalıplarını zorlamış, görünmez kılınan alanlarda var olmuş ve çoğu zaman bunun bedelini ödemişlerdir. Onların hikâyelerine psikolojik bir mercekten baktığımızda, yalnızca tarihsel başarılar değil; aynı zamanda insan ruhunun dayanıklılığına dair ipuçları da görürüz.

Türk Tarihi'nin Cesur Kadınları ve Onların Cesur Adımları


Afife Jale;


Afife Jale
Afife Jale

Sahneye çıktığı için polis baskınlarına maruz kalan Afife Jale, Türkiye’de Müslüman bir kadının tiyatro sahnesine çıkmasının neredeyse imkânsız olduğu bir dönemde oyunculuk yapmayı sürdürmüştür. Onun hikâyesi yalnızca sanat tarihinin değil, aynı zamanda bireysel arzunun yasaklarla karşılaştığında nasıl direnebildiğinin de hikâyesidir. Afife Jale; gününün toplumsal norm ve öğretilerine karşı durarak ve kendi arzusunun peşinden koşarak sahneye çıkma cesareti göstermiştir.



Halide Edib Adıvar;

Halide Edib Adıvar
Halide Edib Adıvar

Kurtuluş Savaşı yıllarında halkı direnişe çağıran konuşmalarıyla bilinen Halide Edib Adıvar, kadınların kamusal alanda söz söylemesinin oldukça sınırlı olduğu bir dönemde güçlü bir entelektüel figür olarak ortaya çıkmıştır. Ataerkil yapının ağır bastığı ve kamusal alanın erkeğe ait olduğu bir dönemde, üstelik bu dönem aynı zamanda savaş dönemiyken kamusal alanda söz almak; itibarsızlaştırılma, eleştirilme ve hatta söylemlerinden ötürü cezai bir yaptırıma uğrama gibi büyük riskler oluşturmasına rağmen, Halide Edip Adıvar bu cesareti gösterdi. Bu noktada cesaret, kişinin iç dünyasında kurduğu değer sistemiyle ilişkilidir. İçsel olarak anlamlı bulunan bir amaç dış dünyanın tehditlerinden daha güçlü hale geldiğinde birey harekete geçebilir.


Sabiha Gökçen;


Sabiha Gökçen
Sabiha Gökçen

Kadınların görünürlüğüne dair bir başka kırılma noktası da gökyüzünde yaşandı. Dünyanın ilk kadın savaş pilotlarından biri olan Sabiha Gökçen, yalnızca bir mesleği icra etmedi; aynı zamanda kadınların hangi alanlarda var olabileceğine dair toplumsal hayal gücünü genişletti. Sabiha Gökçen, mümkün olanın sınırlarını yeniden çizdi. Bir kadının gökyüzünde olması, başka kadınların da kendi sınırlarını sorgulamasına kapı araladı.


Sayfiye Ali;


Sayfiye Ali
Sayfiye Ali

Kadının adının Türkiye tıbbında olmadığı dönemlerde kendi muayenehanesi olan ilk kadın doktor oldu. O dönemde Türkiye’de tıp fakülteleri kadın öğrenci kabul etmediği için, tahsilini Almanya’da tamamladı. Kadın bir doktorun varlığı o kadar sıra dışıydı ki, Hekimler Yıllığı’nda adı “Sayfiye Ali Bey” olarak kaydedildi. Sayfıye Ali, aynı zamanda kadın-erkek ücret eşitsizliğine de karşı gelerek, kadın olduğu için vizitine daha düşük ücret ödemek isteyenlere karşı çıktı. Kendisi aynı zamanda kadınlara tıp eğitimi veren ilk kadın öğretim üyesi de olmuştur. O da cesaretiyle, erkek dominasyonunun yoğun olduğu bir diğer alan olan tıp dünyasında da kendine yer bulmuş, ve pek çok başka kadının yer bulmasının da önünü açmıştır.


Remziye Hisar;

Remziye Hisar
Remziye Hisar

Cesaret yalnızca bireysel başarılarla değil, aynı zamanda toplumsal sorumlulukla da ilişkilidir. İlk Türk Kadın Kimyager olan Hisar; kadınlara erkeklerden sonra ders verilen bir dönemde, pek çok toplumsal önyargıya rağmen (boşanmış olmak, çocuklu olmak vs gibi) hiç yılmayarak eğitimine devam etti ve kariyerini sürdürdü. Defalarca bursu kesilmesine rağmen Sorbonne’dan doktora ünvanı alan ilk Türk oldu. Hisar, aynı zamanda Marie Curie’den de asistanlık teklifi almış aynı zamanda Fransız akademisinde nadiren verilen tebrik ödülünü de kazanmıştır.


Bu kadınların hikâyeleri farklı dönemlerde, farklı alanlarda ortaya çıkmış olsa da ortak bir psikolojik zeminde buluşurlar: içsel dayanıklılık. Cesaret çoğu zaman tek bir anın ürünü değildir. Aksine, kişinin iç dünyasında zamanla inşa edilen bir yapıdan beslenir. Değerler, anlam arayışı, rol modeller ve bazen de adaletsizliğe karşı duyulan öfke bu yapının parçalarını oluşturur.

Bu nedenle cesaret bulaşıcıdır. Bir kişinin attığı adım, başka birinin kendi sınırlarını yeniden düşünmesine yol açabilir. Toplumsal değişim çoğu zaman büyük devrimlerden değil, bu tür bireysel cesaret anlarının birikiminden doğar.

8 Mart bu yüzden yalnızca bir kutlama günü değildir. Aynı zamanda hafızayı canlı tutma günüdür. Çünkü unutmak, bazen görünmez kılmanın başka bir biçimidir. Hatırlamak ise yalnızca geçmişi anmak değil; geleceğe nasıl bir miras bırakmak istediğimizi de düşünmektir.

Bugün geriye dönüp baktığımızda, sahneye çıkan bir kadının, gökyüzüne yükselen bir pilotun, bir kitabın sayfalarında patriyarkayı sorgulayan bir yazarın ya da eğitim için mücadele eden doktor ve bilim insanının hikâyesi bize aynı şeyi hatırlatır: Cesaret, insan ruhunun en dönüştürücü kapasitelerinden biridir.

                                                                                              Klinik Psikolog Ecemnur Terzi


 
 
 

Yorumlar


Pelen Psikoloji Eğitim ve Danışmanlık Merkezi

©2022, Pelen Psikoloji Eğitim ve Danışmanlık Merkezi. İstanbul Kurtköy, Pendik bölgesinde hizmet vermektedir. Kurtköy Psikolog, Pendik Psikolog, Online Psikolog hizmeti alabilirsiniz

bottom of page