NEDEN ARTIK SADECE OLMAK İYİ HİSSETTİRMİYOR? Kapitalizmin Gölgesinde FOMO Kavramını Psikodinamik Bakış Açısıyla Anlamak
- Pelen Psikoloji null
- 20 Şub
- 2 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 1 Mar
FOMO: Kaçırma Korkusunun Psikolojik Etkileri
Günümüzün modern huzursuzluklarından biri olan FOMO kavramını duymayan kalmamıştır sanırım. FOMO, açılımıyla Fear of Missing Out — yani yetişememe/kaçırma korkusu — çoğunlukla geri kalma, yetişememe, fırsatları ıskalama düşünceleriyle tetiklenen eksik ve yetersiz hissetme halini tanımlar.
Bu kavramın 2000’li yılların başında kavramsallaştırılmış olması tesadüf değildir. Hızlanan yaşam temposu, tüketimin artışı, bireysel görünürlüğün çoğalması ve sosyal medyanın hayatlarımızın merkezine yerleşmesi… Tüm bunlar, FOMO’nun zeminini hazırlayan çevresel koşullardır.
İçinde Bulunduğumuz Çağ FOMO'yu Nasıl Besliyor?
Her gün bizden farklı hayatlar yaşayan, farklı ekonomik, ilişkisel ve kariyer kaynaklarına sahip insanların yaşamlarına sosyal medya aracılığıyla tanıklık ediyoruz. Bu tanıklık çoğu zaman eşitsiz bir karşılaştırma alanı yaratıyor.
Karşılaştırma başladığında içsel bir sorgulama başlıyor:
“Ben neden orada değilim?”
“Ben neden bunu başaramadım?”
“Ben neden daha azına sahibim?”
İşte bu noktada eksiklik ve yetersizlik duygusu devreye giriyor.
Kapitalist sistem tam da bu duygudan besleniyor. Kapitalizm tatmin duygusunu değil, arzuyu canlı tutar. Doyum geçicidir; arzu süreklidir. Sürekli arzulama halinde olmak ise “ben tamamım” hissinden giderek uzaklaşmak anlamına gelir.
Mesela pazarlama sektöründe yapılan araştırmalar gösteriyor ki, FOMO yaşayan kişiler daha çok dürtüsel satın alım yapıyor. (Alfina & Hartini & Mardhiya, 2023) Yani sistem, geride kalmışlık ve eksiklik hissini yalnızca üretmiyor; aynı zamanda bunu ekonomik bir stratejiye de dönüştürüyor.
Psikodinamik Açıdan FOMO: Neden Olmak Yerine Yapmaya Odaklanıyoruz?
“Olmak” - iyi ve kötü - her yönüyle var olmak demektir. Yapmak ise eylemdir. Görünür, ölçülebilir ve onaylanabilirdir.
Onay, kırılgan benliklerimiz için geçici bir düzenleyicidir. Fakat dışarıdan alınan her onay kısa süreli bir rahatlama sağlar ve ardından yeni bir eksiklik duygusu doğabilir.
İnsanın olduğu kadarıyla, olduğu şekliyle - eksiklikleri ve yeterlilikleriyle - var olması, performatif bir durum değildir. Kişi sadece öyledir; ve değeri buradan gelir. Halbuki performans ötekine - ötekinin takdirine, hayranlığına, alkışına - yöneliktir. Ama insan ruhu performansla değil, kendine temasla düzenlenir.
FOMO ile Baş Etmek: Kendi İçimizdeki Temas
Belki de mesele bir şeyi kaçırıp kaçırmadığımız değil; kendi içimizde kendimizle temas edip edemediğimizdir. Ruhsal olgunlaşma, her şeye sahip olma yanılsamasından vazgeçebilme kapasitesiyle ilişkilidir. Her zaman kaçırılacak bir şeylerin var olacağı gerçeğini kabul etmek; sınırlılığı, sonluluğu ve seçimin beraberinde getirdiği kaybı tolere edebilmek demektir.
Dolayısıyla FOMO ile baş etme, daha fazlasını deneyimlemekten değil; deneyimleyemediklerimizin yasını tutabilme kapasitesinden geçer. Çünkü özne, ancak kaybı düşünebildiği ölçüde arzuyla daha sağlıklı bir ilişki kurabilir.
Sonuç
FOMO, modern yaşamın karmaşasında sıkça karşılaştığımız bir durumdur. Bu korku, sosyal medya ve kapitalist sistemin etkisiyle daha da derinleşmektedir. Ancak, bu duyguyla başa çıkmak mümkündür. Kendimizle temas kurmak, içsel huzurumuzu bulmamıza yardımcı olabilir.
Kendimizi anlama yolculuğunda, FOMO ile yüzleşmek ve bu duygunun üstesinden gelmek önemlidir. Unutmayalım ki, her şeyin ötesinde, kendimizi olduğu gibi kabul etmek, gerçek bir özgürlük ve huzur kaynağıdır.
Klinik Psikolog Ecemnur TERZİ
Pelen Psikoloji, Kurtköy ve Pendik'te hem yüz yüze hem de online olarak kapsamlı psikolojik destek sunarak bölgenin önde gelen danışmanlık merkezi olmayı ve danışanların kendilerini anlama yolculuklarında güvenilir bir eşlikçi olmayı hedefliyor.







Yorumlar